Ad

COP21 Paris etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
COP21 Paris etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

COP27 İklim Zirvesinde Neler Konuşuluyor?

COP (Conference of Parties) yani Taraflar Konferansı, Birleşmiş Milletler’in 1994 yılından bu yana iklim değişikliği ve küresel ısınmayla mücadeleye yönelik düzenlediği zirvelerin ismidir. Bu konferanslarda ortak kararları imzalayıp kabul ederek taraf olan ülkeler, belirli taahhütler yerine getirmiş sayılmaktadır.

Paris Anlaşması kısa adıyla COP21, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) kapsamında, iklim değişikliğinin azaltılması, adaptasyonu ve finansmanı hakkında 2015 yılında Paris'te imzalanan, 2016 yılında yürürlüğe giren Anlaşmadır. 

Türkiye, Paris İklim Anlaşmasını 2016 yılında kabul etse de 2021 yılı ekim ayında ancak meclisten geçirip yürürlüğe koyabilmiştir. Türkiye ile birlikte bu sözleşmeye - Paris İklim Anlaşmasına 194 ülke taraftır. Bu kabul sonrasında ülkemizde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na İklim Değişikliği ismi eklenmiş ve ilgili birim değişiklikleri yapılmıştır. Merkezi teşkilatta hareketlilik var iken asıl işin uygulama yeri, sinir merkezi olan yerel yönetimlerde ve yerel idarelerde ise İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Daire Başkanlıkları / Müdürlükleri sadece kadro doldurma birimleri haline gelmiş veya kurulmuş ancak hiçbir görevli olmadığı için tamamen işlevsiz halde durmaktadır.

COP27, ŞARM EL-ŞEYH

COP27, iklim krizine yönelik tüm çabaların merkezine insan ihtiyaçlarını koyan iddialı bir vizyon belirledi. COP27, dünyanın dikkatini su güvenliği, gıda güvenliği, enerji ve sağlık güvenliği de dahil olmak üzere her insanın en temel ihtiyaçlarına odaklamayı amaçlıyor. 6 Kasımdan 18 Kasıma kadar devam olan COP27 toplantıları Mısır’ın Sina yarımadasının en güneyinde, Kızıldeniz kıyısında bulunan Şarm El-Şeyh şehrinde tüm taraf ülkelerin katılımıyla başladı.

İki hafta sürecek olan iklim zirvesinde, iklim eylemi ve şeffaflığının tüm yönlerini kapsayan çok çeşitli etkinlikler yer alacak. Son 30 yılda elde edilen başarılar ve iyi uygulama örnekleri konuşulacak. COP27, Paris İklim Anlaşması'nın daha şeffaf bir şekilde uygulanmasının önünü açması planlanıyor.

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin 27. Taraflar Konferansı COP27, 6-18 Kasım 2022 tarihleri arasında Mısır'ın Şarm El Şeyh şehrinde başladı. Bu iklim değişikliği zirvesinde Türkiye'nin de etkin rol alması bekleniyor.


COP27'nin İLK ÖZET DERLEMESİ ŞÖYLE;

• BM Genel Sekreteri Antonio Guterres “Ayağımız gazda iklim cehennemine doğru son hız gidiyoruz” diyerek işin ciddiyetini anlatmaya çalıştı. Guterres, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında sera gazı emisyonlarını azaltmak, kömür kullanımını sona erdirmek, yenilenebilir enerjiyi artırmak ve zengin ülkelerin, savunmasız olanlara yardım etmesi için tarihi bir anlaşmayı hayata geçirme çağrısı yaptı.

• Mısır'da gerçekleştirilecek COP27'de sivil toplum katılımı iyice zorlaştırılmış görünüyor. Her hangi olası bir riski önlemek için sıkı bir eleme ve katılımı zorlaştırma yöntemleri denenmiş görünüyor.

• Şarm El Şeyh’teki büyük açılış toplantısı, 1,5 saat gecikmeyle 11:30 sularında başladı. Gecikmenin nedeni gündeme nelerin alınacağına ilişkin anlaşmazlıkta “kayıp ve zararların finansmanı” meselesi gibi görünüyor. Bu gelişmiş ülkelerin gelişmekte olan ve özellikle de az gelişmiş ülkelerin yaşadıkları iklim felaketlerinden dolayı açılan yaralarını sarması için finansman sağlaması anlamına gelen bir konu.

• Bu senenin COP başkanı Mısır Dışişleri Bakanı Sami Şükrü (Sameh Shoukry) oldu. Glasgow’da yapılan COP26’ya damgasını vuran Alok Sharma kendi başarılarını epey vurguladığı (Glasgow sayesinde 1,5 derece hedefimiz var artık dedi, örneğin) bir konuşmadan sonra görevi Şükrü’ye devretti. Şükrü açılış konuşmasında bunun bir “uygulama COP’u” olacağını söyledi. Açılışta ayrıca IPCC Başkanı Dr. Hoesung Lee konuştu ve özellikle adaptasyon finansmanının önemine vurgu yaptı.

• İngiltere Başbakanı Rishi Sunak geçen seneki COP’un ev sahibi eski başbakan Boris Johnson’un gideceğini haber aldığı için geldiği söyleniyor.

• Boris Johnson “Ben Glasgow'un ruhuyum” diyerek geçen seneki COP’un net sıfır iddiasını hatırlattı. Rusya’nın saldırısı ardından ortaya çıkan enerji krizi ile iklim eylemini ertelemeye çalışanlara yanıt, bir nevi.

İklim kriziyle mücadeleye büyük bir ivme kazandıran Paris Anlaşması’nın yürürlüğe girmesiyle COP toplantıları elde edilen kazanımlar, konulan hedefler bakımından daha da önem kazandı. Karar vericiler, uzun dönemli iklim değişikliği stratejilerini (LongTermStrategy) tartışacaklar.

TÜRKİYE HEYETİ COP27'DE

Katılımcı ülkeler arasında yer alan Türkiye daha temiz, sürdürülebilir bir çevreye ve toplumsal refaha fayda sağlayacak önemli adımlar atarken; uzun dönemli iklim değişikliği stratejisini, iklim krizi ile mücadelede fikir ve çabalarını dünyayla paylaşacağını bildirdi.

NEDEN COP27 ŞARM EL-ŞEYH'TE..

Sina Çölü’nde, Kızıldeniz kıyısındaki kumsalın ve mercan kayalıklarının hatırına kurulmuş bu devasa tatil beldesi, sık sık uluslararası konferanslara da ev sahipliği yapıyor. İklim zirvelerinde 5 yılda bir başkanlık sırası Afrika bölgesine geldiğinden, bu kez Mısır ev sahibi. Daha önce sıra Afrika’ya geldiğinde Fas (Marakeş, 2001 ve 2016), Güney Afrika (Durban, 2011) ve Kenya (Nairobi, 2006) ev sahipliği yapmıştı. Ancak bu kez Mısır, önceki Afrika ev sahiplerinin aksine, 196 ülkeden gelen ve sayıları 45 bini bulan iklim değişikliği ülke delegelerini, uluslararası kuruluş temsilcilerini, gözlemcileri ve gazetecileri, 107 milyon nüfuslu ülkenin büyük şehirlerinden Kahire ve İskenderiye yerine daha sakin, tatil beldesi olan Sharm el Sheikh şehrini uygun görmüş.

Kahire’ye karayoluyla 500 kilometre ve sayısız kontrol noktası uzaklıkta bulunan Şarm El-Şeyh’te yerel bir sivil halk, turizm dışında meşgalesi olan bir yerel halk pek bulunmadığından ve tabii Kahire’den kalkıp gelmek isteyenlere de izin verilmediğinden, dünyanın her yerinden gelen iklim bürokratları, iklim değişikliği politika karar vericileri, uzmanları ve aktivistleri kendi aralarında toplanmış oldular.




İklim Değişikliği Başkanlığı Mısır'da

 2 hafta sürecek olan COP 27 toplantıları Mısır’ın Sharm El-Şeyh kentinde tüm taraf ülkelerin katılımıyla başladı.

 COP (Conference of Parties), Birleşmiş Milletler’in 1994 yılından bu yana iklim krizi ve küresel ısınmayla mücadeleye yönelik düzenlediği konferanslardır.

Paris Anlaşması, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) kapsamında, iklim değişikliğinin azaltılması, adaptasyonu ve finansmanı hakkında 2015 yılında imzalanan, 2016 yılında yürürlüğe giren Anlaşmadır. Ekim 2021 itibarıyla, Türkiye dahil olmak üzere BMİDÇS'nin 194 üyesi anlaşmaya taraftır.

COP27'deki tartışmalar, yıkıcı sel baskınları ve benzeri görülmemiş ısı dalgaları, şiddetli kuraklıklar ve zorlu fırtınalar görülen bir yılın sonlarına doğru başlıyor, bunların hepsi, ortaya çıkan iklim krizinin açık göstergeleri. 

Aynı zamanda, dünya çapında milyonlarca insan, şiddetli jeopolitik çatışmalar ve gerilimler tarafından ağırlaştırılan enerji, gıda, su ve yaşam maliyeti alanlarındaki eşzamanlı krizlerin etkileriyle karşı karşıyadır. 

Mısır COP27 Başkanlığı, iklim değişikliğine yönelik küresel çabalarımızın merkezine insan ihtiyaçlarını koyan bu COP için iddialı bir vizyon belirledi. Başkanlık, dünyanın dikkatini su güvenliği, gıda güvenliği, sağlık ve enerji güvenliği de dahil olmak üzere her yerdeki insanların en temel ihtiyaçlarından bazılarına hitap eden kilit unsurlara odaklamayı amaçlıyor.

6-18 Kasım tarihleri arasındaki bu iki haftalık toplantıda, iklim eylemi ve desteğinin şeffaflığının tüm yönlerini kapsayan çok çeşitli etkinlikler yer alacak. Son 30 yılda elde edilen başarıları ve en iyi uygulamaları konuşacak ve Paris Anlaşması'nın Gelişmiş Şeffaflık Çerçevesinin (ETF) tam olarak uygulanmasının önünü açacak.

İklim kriziyle mücadeleye büyük bir ivme kazandıran Paris Anlaşması’nın yürürlüğe girmesiyle COP toplantıları elde edilen kazanımlar, konulan hedefler bakımından daha da önem kazandı 

 Bu yıl 6-18 Kasım tarihleri arasında Mısır’ın Sharm El-Şeyh kentinde düzenlenen COP27’de, katılımcı ülkeler #uzundönemliiklimdeğişikliğistratejilerini (UDİDS) (#longtermstrategy #LTS) tartışacaklar.

Katılımcı ülkeler arasında yer alan Türkiye daha temiz, sürdürülebilir bir çevreye ve toplumsal refaha fayda sağlayacak önemli adımlar atarken; uzun dönemli iklim değişikliği stratejisini, iklim krizi ile mücadelede fikir ve çabalarını dünyayla paylaşacak!


İklim Okulunda Neler Konuşulacak?

İklim Okulu;

Döngüsel Ekonomi, 

Sıfır Atık, 

Yeşil Binalar, 

European Green Deal dediğimiz Avrupa Yeşil Mutabakatı, 

Greenwashing Dediğimiz Yeşil Aklama veya Yeşile Boyama, 

Enerji Verimliliği, 

Jeotermal Enerji Santrali (JES), 

Rüzgar Enerji Santrali (RES), 

Güneş Enerji Santrali (GES),

Hidroelektrik Santrali (HES),

Biyogaz Tesisi,

Mavi Ekonomi ve Okyanuslar,

Su ve Atık su,

COP21 Paris İklim Anlaşması,

Sürdürülebilirlik,

Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları,

SECAP Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı,

Net Karbon Sıfır,

Karbon Piyasası,

Çevre Hakkı,

İklim Finansmanı,

Karbon kredisi,

Karbon Ticareti,

Karbon Marketi,

İklim Değişikliği Savunuculuğu, (Climate Change Warrior),

İklim Göçü,

İklim Krizi ve İklim Adaleti

İklim Adaptasyonu,

İklim Politikaları,

İklim Değişikliği Uzmanlığı,

İklim Hukuku,

İklim Değişikliği Farkındalığı ve Bilinci,

Kuraklık ve Çölleşme,

Yeşil Büyüme,

Arazi Tahribatı,

Erozyon,


Alanlarında makale, eğitim, webinar, podcast, rapor ve projelerin konuşulacağı bir platformdur.

 Ayrıca eğitim ve proje alanında;

  • Yerel Yönetimlere SECAP Hazırlama Teknik Desteği,  
  • İşletmelere Sürdürülebilirlik Eğitimleri, 
  • Kurumlara Enerji Verimliliği Fizibilitesinin Hazırlanması, 
  • Kurumsal Karbon Ayak izi ve Karbon Emisyon Hesaplanması,
  • Eğitim Kurumları için İklim Zirvelerine Hazırlık Eğitimleri, 
  • İklim, Çevre ve Enerji konulu Avrupa Birliği, UfukAvrupa, Erasmus+, Tubitak ve Yerel Proje Ortaklığı, 
  • Sertifikalı İklim Değişikliği Uzmanlığı (Onaylı), 
  • "Türkiye Çevre Haftası" Kapsamında Etkinlik Desteği,

İklim Okulu'nda verilmektedir.



COP27 Öncesi Küresel Sıcaklık ve İklim Hedeflerine Bakış

İklim değişikliği diplomasisinde yani yapılan ilk iklim değişikliği zirvesinden, Kyoto Protokolü - COP21 Paris İklim Anlaşmasına ve yine günümüze kadar devam eden zirvelere ve küresel sıcaklıktaki durum raporu kıyaslaması aşağıdaki grafikte net şekilde görülüyor. 


COP27 Nedir ve Nerede Düzenlenecek?

Daha yaygın olarak COP27 olarak adlandırılan 2022 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı, 6-18 Kasım 2022 tarihleri ​​arasında Mısır'ın Şarm El-Şeyh kentinde düzenlenecek 27. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği konferansı olacak. Bu zirvenin önemi ise bu zirvede tüm dünyadaki çevre bakanları, çevre dostu sivil toplum kuruluşları, iklim aktivistleri, petrol, kömür , nükleer gibi enerji şirketleri burada belirlenecek hedefleri yapmakla yükümlü. 

Paris İklim Anlaşması, iklim değişikliğinin azaltılması, uyarlanması ve finansmanı ile ilgili uluslararası bir anlaşma olduğundan, COP27 için 40'tan fazla farklı ülkeden çevre bakanı, bu yılki yıllık BM iklim konferansına zemin hazırlamak için Almanya'nın Berlin kentindeki Petersberg İklim Diyaloğu'nda 18-19 Temmuz tarihlerinde bir araya geldi. Mısır'da da "tüm taraflarla koordineli olarak, Afrika'nın ve tüm dünyanın yararına uluslararası iklim çabalarında radikal bir dönüm noktası" yapmak için çalışılacak.


Türkiye İçin COP27 İklim Değişikliği Zirvesinin Önemi Nedir?

Türkiye, bilindiği üzere 2015 yılında imzaya açılan Paris İklim Anlaşmasına 22 Nisan 2016 tarihinde taraf olmuş ancak ülke hedeflerinin kendisine uygun olmadığını söyleyerek meclisinden ancak, 7 Ekim 2021 tarihinde 31621 sayılı Resmi Gazete'de yayımlatarak "Paris Anlaşmasının Onaylanmasına Dair Kanun"u yürürlüğe sokabilmişti.

Anlaşmanın TBMM tarafından onaylanmasının önemi, Türkiye'nin anlaşmanın hedefleri doğrultusunda küresel iklim krizine karşı daha etkin hale gelmesidir. Vatikan ve Filistin dahil dünyada toplamda 208 ülke bulunmaktadır. Bu ülkelerden Ekim 2021 itibariyle 192 tanesi anlaşmaya taraf olmuştur.


Yeşil Mutabakat Eylem Planı

Avrupa Birliği (" AB ") tarafından Aralık 2019'da ilan edilen Yeşil Mutabakat, anlaşma kapsamında sağlananlara ek olarak, Avrupa'yı 2050 yılına kadar karbon nötr hale getirmek ve sera gazı emisyonlarını önceki yıllara kıyasla %55 oranında azaltmak amacıyla daha fazla hedef koyuyor.

Yeşil Mutabakatın ilanının ardından Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığı, Yeşil Mutabakata uyum için başlıca aşağıdaki hedefleri sağlayan bir eylem planı yayınladı:

  • Yeşil finansman ile yeşil yatırımın sağlanması,
  • Yeni güneş ve rüzgar santralleri için 2027 yılına kadar her yıl 1 GW kapasite tahsis edilmesi,
  • Daha temiz bir enerji tedarik modelinin kullanılması,
  • Uluslararası rekabetçi, sürdürülebilir, verimli ve teknolojik bir tarım politikası için aktarım,
  • Sürdürülebilir ve akıllı bir ulaşım sistemine dönüşmek ve
  • AB'nin çevre düzenlemeleri ile uyum.


Paris İklim Anlaşması ile Hedeflenen Nedir?

Anlaşma'nın hedefleri şu şekilde özetlenebilir:

  1. Sürdürülebilir kalkınma ve yoksulluğun ortadan kaldırılması bağlamında BM Sözleşmesi'nin uygulamasının geliştirilmesi,
  2. Küresel ortalama sıcaklık artışının sanayileşme öncesi döneme göre 2°C altında tutulması; ilave olarak ise bu artışın 1,5°C'nin altında tutulmasına yönelik küresel çabaların sürdürülmesi, İklim değişikliğinin olumsuz etkilerine karşı uyum kabiliyetinin ve iklim direncinin arttırılması; düşük sera gazı emisyonlu kalkınmanın temin edilmesi ve bunlar gerçekleştirilirken, gıda üretiminin zarar görmemesi,
  3. Düşük emisyonlu ve iklim dirençli kalkınma yolunda finans akışının istikrarlı hale getirilmesi.


Acil iklim eylem planları devreye alınmaz ise 2030 ve 2050'deki hedeflere ulaşılamayacak. 
Bunun için her gün, her yerde ve herkes için #İklimOkulu diyoruz.

İklim değişikliğinde kilit konular şöyle sıralanabilir; karbon ayak izi, geri dönüşüm, güneş enerjisi, hava kirliliği, ulaşım, dünya atmosferi, afet, doğa ve ekoloji tahribatı, çevre kirliliği, sıcaklık, doğal çevre, dünya günü, sürdürülebilir kalkınma, climate crisis, aşırı insan nüfusu artışı, kentsel kümelenme, ısı dalgası, 2030 ve 2050 planları

Çocuklar İçin İklim Değişikliği Nedir?

 Haydi hep birlikte inceleyelim!


Hepimiz iklim değişikliği hakkında mutlaka bir şeyler duymuşuzdur. Peki bu iklim değişikliği gerçekte nedir ve gezegenimizi nasıl etkiliyor?


İklim Değişikliği Ne Demek?

İklim değişikliği (ya da küresel ısınma), gezegenimizin ısınma sürecine denir. Bilim insanları, insan aktivitelerinin Endüstri Devrimi’nden beri Dünya’nın yaklaşık olarak 1°C ısınmasına neden olduğunu tahmin ediyor. Bu sayı kulağa çok fazla gibi gelmese de insanlar ve vahşi yaşam için çok şey ifade ediyor.

Maalesef, yükselen sıcaklıklar sadece daha güzel havalara kavuşacağımız (Keşke!) anlamına gelmiyor. Aslında değişen iklim hava durumumuzu daha olağanüstü ve öngörülemez hale getirecek. Sıcaklıklar yükselirken, bazı bölgeler daha çok ısınacak ve çok fazla hayvan (ve tabii ki insanlar da!) değişen iklime uyum sağlayamadıklarını görecekler.

 

İklim Değişikliğine Ne Sebep Olur?

1. Fosil Yakıtların Yakılması

Sanayileşmiş ülkeler, geçtiğimiz 150 yıldan beri büyük miktarlarda petrol ve gaz gibi fosil yakıtlar yakmaktadır. Bu işlem sırasında atmosfere salınan gazlar, güneşten gelen ısıyı hapseder ve görünmez bir battaniye görevi görerek Dünya’yı ısıtır. Bu ‘Sera Gazı Etkisi’ olarak bilinir.

2. Çiftçilik

İster inanın ister inanmayın, ineklerin yeme alışkanlıklarının iklim değişikliğinde payı var. Tıpkı bizim gibi, inekler de yemek yediklerinde sindirim sistemlerinde metan (bir tür sera gazı) üretirler ve bir… pırt! ile salıverirler. Kulağa komik geliyor olabilir ama bu gazı atmosfere salan neredeyse 1,5 milyar ineğin olduğunu düşünürsek, bu kesinlikle önemli bir etkendir.



3.Ormansızlaşma

Ormanlar havadan büyük miktarda karbondioksit (diğer bir sera gazı) emer ve oksijen şeklinde havaya geri verir. Amazon yağmur ormanları bunu yapmakta o kadar büyük rol sahibi ve etkilidir ki, adeta iklim değişikliğini kısıtlayan bir klima gibi işler. Ne yazık ki birçok yağmur ormanı odun, palm yağı yapmak ve tarım arazileri, yollar, petrol madenleri ve barajların önünü açmak için kesiliyor.

İklim Değişikliği Gezegenimizi Nasıl Etkileyecek?

Dünya var olduğu milyarlarca yıl boyunca birçok tropik iklime ve buzul çağa ev sahipliği yaptı. Peki durum neden şimdi daha farklı? Bunun nedeni, son 150 yıldır insan faaliyetlerinin sonucu olarak Dünya atmosferine çok büyük miktarda zararlı gaz salınmasıdır ve kayıtlar küresel sıcaklıkların bu zamandan itibaren daha hızlı arttığını gösteriyor.

Daha sıcak iklim gezegenimizi çeşitli şekillerde etkileyebilir:

  • Daha fazla yağış
  • Değişen mevsimler
  • Küçülen deniz buzulları
  • Yükselen deniz seviyeleri

İklim Değişikliği Yaban Hayatı Nasıl Etkileyecek?

İklim değişikliği halihazırda tüm dünyadaki vahşi yaşamı etkiliyor ancak bazı türler bundan daha fazla muzdarip. Kutup hayvanları – buz ile kaplı doğal alanları daha sıcak havalarda eriyen- özellikle risk altındadır. Aslında, uzmanlar Arktik deniz buzunun şok edici bir oranda eridiğini söylüyor – her on yılda %9 oranında! Kutup ayıları avlanmak, yavrularını büyütmek ve uzun süre yüzdükten sonra dinlenmek için deniz buzuna ihtiyaç duyar. Halkalı foklar gibi bazı fok türleri, yavrularını büyütmek, beslemek ve çiftleşmek için karda ve buzda mağaralar yapıyor.

Tehlikede olanlar sadece kutup hayvanları da değil. Endonezya’nın yağmur ormanlarında yaşayan orangutanlar gibi maymunlar, yaşam alanları azaldıkça tehdit altında oluyor ve bölgede daha fazla kuraklık daha fazla orman yangınına neden oluyor.

Deniz kaplumbağaları, yumurtalarını bırakmak için çoğu yükselen deniz seviyelerinin tehdidi altında olan yuvalama kumsallarına güvenmek zorundadır. Yuvaların sıcaklığının yumurtaların erkek mi dişi mi olduğunu belirlediğini biliyor muydunuz? Ne yazık ki, artan sıcaklıklarla, bu erkeklerden çok daha fazla dişinin doğduğu ve gelecekteki kaplumbağa popülasyonlarını tehdit ettiği anlamına gelebilir.

İnsanlar İklim Değişikliğinden Nasıl Etkilenecek?

İklim değişikliği sadece hayvanları etkilemeyecek, hatta şimdiden bile insanlar üzerinde de etkisi olduğu söylenebilir. En çok etkilenenler, her gün yediğimiz yiyecekleri yetiştirenler. Çiftçilerden oluşan topluluklar, özellikle de gelişmekte olan ülkelerde yaşayanlar, yüksek sıcaklıklar, artan yağış, sellerle ve kuraklıkla yüzleşmekteler.

Biz İngilizler çay içmeyi (yaklaşık olarak her gün 165 milyon bardak) çok seviyoruz ama muhtemelen çayımızı yetiştirmek için ne kadar emek harcandığının kıymetini bilmiyoruz. Çevresel koşullar çayın lezzetini ve kalitesini etkileyebilir, ayrıca bitkilerin büyümesi için çok hassas bir ölçüde yağışa ihtiyaç vardır. Kenya’da iklim değişikliği, düzenli yağış miktarlarını giderek daha az tahmin edilebilir hale getiriyor. Çoğunlukla büyük miktarda yağışların ardından kuraklık olacak, bu da çay yetiştirmeyi çok zorlaştıracaktır.

Çiftçiler daha fazla para kazanmak için mahsullerini artırmaya ve bunun için de ucuz kimyasallar kullanmaya başvurabilirler, bu kimyasalların uzun süreli kullanımı topraklarını yok edebilecek olsa bile.

İnsanlar İklim Değişikliğiyle Nasıl Başa Çıkıyor?

Adil ticaret (gelişmekte olan ülkelerdeki üreticilere yardım etmeyi ve sürdürülebilirliği teşvik etmeyi amaçlayan organize bir sosyal hareket) ürünlerini satın almak, çiftçilere makul bir ücret ödenmesini sağlamaya yardımcı olabilir. Bu, maliyetlerini karşılayabilecekleri, iyi bir yaşam standardına sahip olmak için yeterli parayı kazanabilecekleri ve çevreye daha fazla zarar verebilecek ucuz tarım yöntemlerine başvurmak zorunda kalmadan mahsullerini sağlıklı tutmak için çiftliklerine yatırım yapabilecekleri anlamına geliyor.

Bu destek aynı zamanda çiftçilerin çok su alan okaliptüs ağaçlarını, toprak için daha verimli olan yerli ağaçlarla değiştirmelerine yardımcı olabilir. Ayrıca yakıt tasarruflu sobalar yapmayı öğrenebilirler ve bu onlara fazladan para kazandırmakla kalmaz, aynı zamanda toplulukların karbon ayak izini de azaltabilir.



İklim Değişikliğini Engellemek İçin Ne Yapabilirim?

Evindeki küçük değişimlerde fark yaratabilir. Enerji tasarruflu ampulleri değiştirmeyi deneyebilir, araba kullanmak yerine yürüyebilir, elektrikli eşyaları kullanmadığın zaman onları kapatabilir, gıda atığını geri dönüştürebilir ve azaltabilirsin. Tüm bu küçük şeyler bile fark yaratabilir.

Çevirmen: Zişan Aydınoğlu

Editör: Zübeyir Tosun

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNE KARŞI BİZ NELER YAPABİLİRİZ?




 Paris İklim Zirvesi’nde Neler Konuşuldu” başlıklı çalışmamızda İklim  Değişikliği Konferansında neler konuşulduğunu aktarmış ve Paris  Anlaşmasının Türkçesini vermiştik. “İklim Değişikliği Anlaşmasını Doğru  Okumak ve Bundan Sonrası” başlıklı çalışmamızda da iklim değişikliğinden  zarar görenler açısından meseleyi ele almış ve kar örtüsündeki düşüşün  etkilerinden, iklim değişikliğinin gıda güvenliği, ormanlar ve araziler  üzerindeki etkilerinden, finans kuruluşlarına etkisinden, sermayedarlar ve yatırımcıların beklentilerinden, yerel yönetimlerin bu etkilerle mücadelede sorumluluk alması gerektiğinden ve ada ülkelerinin iklim değişikliğinden çok etkileneceğinden bahsetmiştik. Bu çalışmada da dünya, ülkemiz ve
Süleyman ÇETİN

çevremiz için bireysel olarak neler yapabileceğimizi işleyeceğiz. 

İklim değişikliğiyle ilgili en yetkin bilimsel kurum olan Hükümetler arası İklim Değişikliği Paneli (IPCC), 2014 sonunda yayınladığı 5. Değerlendirme Raporuna göre; bilim insanları sıcaklık artışının önümüzdeki 80 yılda 4 santigrat dereceyi bulmasından endişe ediyor. Bu endişeden yola çıkarak IPCC, önümüzdeki dönemde “Isı Artışındaki 1,5 Derece”, “Çölleşme” ve “Okyanuslar” başlıklı 3 özel rapor hazırlamayı kararlaştırdı. Bu raporlarda ulaşılacak sonuçlar, Paris İklim Değişikliği Anlaşmasının uygulanması açısından önem teşkil etmektedir. Örneğin ısı artışının nedenlerini ve önleme yöntemlerini biraz daha bilimsel tartışmak için bu raporlar çok önemli işlev görecektir.

İklim Değişikliği Paris Anlaşmasında belirlenen hedef, sıcaklık artışını 2 santigrat derecenin altında tutmaktır. Bu maksatla hazırlanacak projeler için zengin ülkeler, 100 milyar dolar ayıracaklar. Bu kapsamda başta ABD ve Çin’in büyük sorumlulukları var. Küresel ısınmaya etkisi yüksek olmayan yoksul ülkeler ise gönüllülük ilkesiyle hareket edecek. Onlardan daha çok yeni nesiller için farkındalık oluşturmaları beklenmekte.

Anlaşmanın diğer bir hedefi de; karbon salınımını 2050’ye kadar tahammül edilebilir seviyeye çekmek. Anlaşmaya taraf ülkeler, bu bağlamda 2023’te değerlendirme toplantısı yapacaklar ve yeni hedefler belirleyecekler. Hedeflere ulaşma açısından değerlendirme toplantısı önemli olacaktır.

Hükümetler neler yapabilir?

Hükümetlerin bu konuda yapabileceği çok şey var. Karbon tutumunu teşvik fonları oluşturmak, projelerde karbon tutumu bileşenlerini belirlemek, karbon salınımına ek vergi koymak, fosil yakıt yatırımlarından çekilmek, sanayi sektöründe karbon salınım standartlarını düşürmek, yenilenebilir enerjiye devlet desteği sağlamak ve ağaçlandırmayı artırmak, bunlardan bazıları.

Peki ya bireyler?

Ağaçlar ve ormanlar iklim değişikliğine karşı sahip olduğumuz en önemli silahtır. Karbon depolaması ve doğal filtre özelliği ile ağaçlara ve ormanlara ihtiyacımız var. En çevreci hane, evinden en az çöp çıkan hanedir. Aynı şekilde en çevreci bireyler, karbon ayak izi en küçük olan bireylerdir.

iklim-degisikligi-2

– Karbon Salınımını Azaltmak

Karbon salınımınızı azaltacak önlemler elinizde. Özel araç yerine toplu taşıma ve bisiklet tercih etmek, daha temiz yakıt kullanmak, su kaynaklarını ve elektriği boşa harcamamak ve geri dönüşüme dikkat etmek atabileceğiniz en basit adımlar.

Kırmızı et ve diğer hayvansal gıdaların tüketiminizi azaltarak da metan gazı salınımınızı büyük ölçüde azaltabilirsiniz.

– Sivil Toplumu Desteklemek

En önemli konu ise farkındalık yaratmak. Sosyal medya emrinize amade. Çevreyi korumak ve fidan dikmek için çalışan vakıf ve dernekler desteğinizi bekliyor. Hatta adınıza ağaçlandırma yapacak ya da karbon tutulmasıyla ilgili çalışmalar yapan bir derneğe destekçi olabilirsiniz. Yapacağınız bağışlarla sevdiklerinizin adına ağaç diktirmek harika bir hediye olabilir.

– Kaybolan Özelliklerimiz

İklim Değişikliğinden dolayı Anadolu’nun geleneksel arazi kullanımı ve iyi tarım uygulamaları kaybolabilir. Bu geleneksel iyi arazi kullanımı ve iyi tarım uygulamalarını belirleyip yayınlamak gerekir. Çevrenizde zor arazi şartlarına rağmen toprağa sadık, onu en uygun şekilde işleyen insanlara özenin veya onlara moral verin. En önemlisi, köydeki arazilerinizi ne olursa olsun köyden olmayanlara satmayın.

– Medeniyetimiz ve Emanet Bilinci

Tabiatı bizden öncekilerden miras olarak değil, gelecek nesillerden emanet olarak aldığımızın bilincinde olmalıyız. Sadece bugünü değil, yarınları; sadece kendimizi değil, çocuklarımızı da düşünmeli, adımlarımızı buna göre atmalıyız. Emaneti sahibine teslim edinceye kadar onu en iyi şekilde korumak, kollamak, muhafaza etmek görevimiz olmalıdır.

Gandi’nin dediği gibi: “Dünya hepimize yeter, fakat hırslarımıza asla”. Dünyayı sömürme ve tahrip etme yolunda insanoğlunun dizginlenemeyen ihtiraslarının emrinde, menfaatçi ilmin desteğindeki teknik en büyük tehlikedir. Teknoloji, kültür ve medeniyetin önüne geçmemelidir.

– Önümüzdeki İklim Konferansı

cop22İklim Değişikliği Taraflar Konferansı COP22, 7- 18 Kasım 2016 tarihlerinde Fas’ın Marakeş Şehrinde yapılacak. Bilindiği gibi İklim Değişikliği Taraflar Konferansına aday olan ülkemiz, 2020’de İklim Değişikliği Taraflar Konferansına (COP26) ev sahipliği yapabilir. Ev sahibi olmadan önce kurumlarımızın ve STK’larımızın, süreci iyi takip ederek konuyu öğrenmeleri gerekmektedir. Süreci takip eden bireyler, COP26’ya ev sahibi olduğumuzda edindikleri bilgi birikimi ve tecrübe sayesinde kurumları veya STK’ları adına temsilci olma şansını elde edebilirler. Böylece plan, strateji, iyi uygulama örneklerini ve projeleri sergileme ve inceleme şansları da olabilir. Bu şansı iyi değerlendirmek gerekir.

Sonuç olarak gelecek nesilleri ve dünyayı, iklim değişikliğinden kaynaklanabilecek felaketlerden kurtarmak için her birimize sorumluluk düşmektedir. Bu sorumluluğu yerine getirmek için ivedilikle harekete geçmeliyiz.

.

Süleyman ÇETİN

Çevre Mühendisi






PARİS İKLİM ZİRVESİ’NDE (COP21) NELER KONUŞULUYOR?


Süleyman ÇETİN
Süleyman ÇETİN

UNFCCC, 1992’de Rio’da kabul edilen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği  Çerçeve Sözleşmesi demek. Sözleşmenin kabulüyle sözleşmeye taraf  ülkelerin dâhil olduğu Taraflar Konferansları (COP) dönemi başladı. İlk  konferans yani COP1 Berlin’de yapılırken, Kyoto Protokolü 1997’de COP3’te  imzalandı. Kyoto Protokolü Sera gazı emisyonlarının %5 azaltılmasını  hedefliyordu. Ancak ABD Senatosu imzalamadığı için 2004’e kadar  yürürlüğe giremedi ve sonrasında da uygulanamadı. Kyoto’daki hayal  kırıklığı, 2009  Kopenhag’daki COP15’te de devam etti. Bu yüzden COP21,  iklim  değişikliğiyle mücadele için son şans olarak görülüyor.

Uluslararası arenada yetersizliği dile getirilse de bağlayıcılığı süren tek uluslararası metin olan Kyoto Protokolü, 2020 yılında sona erecek. Dolayısıyla Paris’teki yeni anlaşma, 2020 yılı sonrasının iklim rejimini belirleyecek. Amaç, küresel ısınmayı +2 derecede tutmak. 195 ülke 40 bin delegeyle anlaşma için 30 Kasım-11 Aralık’ta BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin (BMİDÇS) 21’inci Taraflar Toplantısı (COP 21) kapsamında Paris’te çalışıyor. Burada atılacak imzalar, sivil toplumun çalışmalarını, iş dünyasını ve en önemlisi hepimizi, tüm ekosistem ve canlıları ilgilendiriyor. Türkiye delegasyonu İklim Değişikliği Baş müzakerecisi ve Müsteşar Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Emin BİRPINAR başkanlığında yaklaşık 150 kişi ile Paris’te bulunuyor.

Kyoto Protokolü’nün bitimine 4 yıl kala hala en büyük kirleticilerden itirazlar var ve henüz Protokolü onaylamadılar. Yani Paris’te imzalanması beklenen yeni anlaşmanın bu konuda konsensüs sağlaması için ülkeler üzerinde “bağlayıcı” olması gerekiyor.

Diğer yandan 80 kadar ülke, Ulusal Emisyon Azaltım Beyanlarını (INDCs) BM’ye sunsa da bu azaltımın “yavaş” olacağı açıklanmakta.

Yoksul ve gelişmekte olan ülkelerin iklim değişikliği ile mücadelede sergileyecekleri uyum grafikleri de bu ülkelere aktarılacak finansal yardımlar için önemlidir.

Durban Platformu ile karara bağlanan “Yeşil İklim Fonu” için 2020 yılına kadar her yıl gelişmiş ülkelerin 100 milyar ABD Doları para aktarma taahhüdü sürüyor.

Hükümetler arası İklim Değişikliği Paneli (IPCC), 5. değerlendirme raporuna göre, 1901-2012 yılları arasında sıcaklık 0,9 santigrat derece arttı. Bunun da iki nedeni var; fosil yakıt ve net arazi kullanımı değişikliği yani karbondioksiti tutacak okyanus ve ormanların yok edilmesi. Grönland ve Antarktika buzulları son 20 yılda kütle kaybediyor; buzullar küçülmeye devam ediyor. 1900’dan beri toplamda deniz seviyesi 19 santimetre yükseldi. Olası senaryolara göre hiçbir şey yapılmazsa küresel sıcaklığın 5 dereceye kadar çıkabileceği belirtiliyor. IPCC raporunda net olarak başta kömür olmak üzere fosil yakıtların yüzde 80’ninin yer altında kalması gerektiği de ifade ediliyor.

Paris İklim Zirvesi’nde yani COP21’de ne konuşuluyor?

Yaşanabilir bir dünya için sıcaklığın 2 derecenin altında tutulması ve fosil yakıt rezervlerinin dörtte üçünün yer altında tutulması gerekiyor. İşte bu sebeple, BM üyesi 190’dan fazla ülke 2020’den itibaren geçerli olacak bir iklim sözleşmesi hazırlamak için bir araya geliyor. Amaç sera gazı emisyonlarını azaltarak iklim değişikliğinin getireceği olası felaketlerin önüne geçmek.

Şimdilik gelen haberlere göre “Paris anlaşması” değil de “Paris Çıktıları” ifadesiyle devam eden müzakerelerde üzerinde uzlaşılması gereken üç temel konu var;

  • anlaşma uzun vadeli bir iklim mücadelesine ve uzun vadede karbon emisyonuna dair hükümler içerip içermeyeceği,
  • ülkelerin iklim politikalarının nasıl takip edileceği ve yapının şeffaflığı,
  • iklim değişikliği ile mücadeleye ayrılacak finansman ve bu finansmanın nasıl dağıtılacağı.

Paris’te devam eden müzakerelerin ikinci haftasında Yüksek Düzeyli Toplantılarında Bakanların katılımı ile tekrar hareketlenmiş oldu. Ev sahibi Fransa’nın zamandan kazanmak adına kilit konularda müzakere görevini bazı ülke bakanlarına devrettiğini söyleyebiliriz.

Türkiye İklim Değişikliği Konusunda Beyaz Bir Sayfa Açtı

Üst Düzey Oturumlarda Türkiye Çevre ve Şehircilik Bakanı Fatma Güldemet Sarı da konuşma yaptı. Sayın Bakan Konuşmalarında; “İklim değişikliği konusunda beyaz bir sayfa açan Türkiye, sorumluluklarını yerine getirmek için elinden geleni yapmaya çalışacaktır” ifadesini kullandı. Bakan Sarı, küresel iklim değişikliği meselesinin sadece bizim neslimiz için değil, aynı zamanda gelecek nesiller için de büyük bir tehdit arz ettiğini kaydetti. Sarı şunları dedi: “Ülkemizin sürdürülebilir olarak kalkınmasını sağlayacağız. Bundan sonraki süreçte yenilenebilir enerji çalışmalarımızı hızlandıracağız. Binalarımızı enerji verimli hale getireceğiz. 2023 yılı yüzde 30 yenilenebilir enerji hedefimize şüphesiz ulaşacağız. Paris iklim müzakerelerinde gelecek nesillerin korunması için iklim değişikliğine karşı alınacak tedbirlerin uygulanmasına da katkılarımızı sunacağız.”

Türkiye 2030’a kadar sera gazı emisyonunu olası büyüme senaryosu üzerinden yüzde 21 azaltacağını açıklarken;

• enerji alanında güneş enerjisini ve rüzgar enerjisini yükselteceğini,

• hidroelektrik enerji potansiyelinin tamamını kullanacağını,

• 2030’da nükleer santral kuracağını,

• elektrik iletim ve dağıtımındaki kaybı indireceğini söylüyor.

Türkiye 2020 yılında yapılacak olan İklim Zirvesi ve Taraflar Konferansı (COP26) için resmen adaylığını açıkladı. Ülkemiz Çölleşmeyle Mücadele Taraflar Konferansında Taraflar Konferansı konusunda deneyim kazandı. Türkiye için Kyoto Protokolünün yerine geçecek Paris anlaşmasının yürürlüğe gireceği yılda anlamlı bir COP başkanlığı olacaktır.

Türkiye özel sektör temsilcilerinin enerji verimliliği alanındaki iddialı projeleri ve uluslararası işbirliklerine çağrılarının önemli olduğunu dile getirebiliriz.

Dünya Bankası, Avrupa Yatırım Bankası… gibi finans kuruluşlarının UNFCCC İklim Değişikliği Müzakerelerinde aktif yer alması da diğer önemli bir katılım olduğu dile getirilebilir. Diğer yandan STK temsilcileri de gönüllü olarak süreçte aktif yer almaktadır. STK’lar kendi çalışmalarını yan etkinliklerde yayımlarken günlük bültenlerle hem delegeleri ve hem de kendi okurlarını bilgilendirmektedir.

Gençlerin Çalışmaları Nasıl Devam Ediyor?

BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin (BMİDÇS) 21’inci Taraflar Toplantısı (COP 21) öncesinde “Uluslararası Genç İklim Hareketliliği” (IYCM) çeşitli toplantılar ve atölye çalışmalarıyla gençlerin dikkatini iklim değişikliğine çekerken gençleri müzakerelere hazırladılar. Paris’te bu sene ‘Gençlik Konferansı- COY11’ ile çalışmalarına başlayan gençler, iklim değişikliği müzakerelerinde yeni proje fikirlerini diğer gençlerle paylaşırken gençliğin enerjisini COP21’de göstermeye çalıştılar. Çölleşmeyle Mücadele 12. Taraflar Konferansı Ankara COP12 sonrasında kurulan Çölleşmeyle Mücadelede Gençlik Platformu iklim değişikliği müzakerelerini ve gençlik çalışmalarını izlerken çalışmalarına da devam ediyor.


Süleyman ÇETİN – Çevre Mühendisi


#birbuçuktakalsın Küresel ısınma 1.5 derecede kalsın!
© www.iklimokulu.com @suleymancetinx