Ad

COP27 İklim Zirvesinde Neler Konuşuluyor?

COP (Conference of Parties) yani Taraflar Konferansı, Birleşmiş Milletler’in 1994 yılından bu yana iklim değişikliği ve küresel ısınmayla mücadeleye yönelik düzenlediği zirvelerin ismidir. Bu konferanslarda ortak kararları imzalayıp kabul ederek taraf olan ülkeler, belirli taahhütler yerine getirmiş sayılmaktadır.

Paris Anlaşması kısa adıyla COP21, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) kapsamında, iklim değişikliğinin azaltılması, adaptasyonu ve finansmanı hakkında 2015 yılında Paris'te imzalanan, 2016 yılında yürürlüğe giren Anlaşmadır. 

Türkiye, Paris İklim Anlaşmasını 2016 yılında kabul etse de 2021 yılı ekim ayında ancak meclisten geçirip yürürlüğe koyabilmiştir. Türkiye ile birlikte bu sözleşmeye - Paris İklim Anlaşmasına 194 ülke taraftır. Bu kabul sonrasında ülkemizde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na İklim Değişikliği ismi eklenmiş ve ilgili birim değişiklikleri yapılmıştır. Merkezi teşkilatta hareketlilik var iken asıl işin uygulama yeri, sinir merkezi olan yerel yönetimlerde ve yerel idarelerde ise İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Daire Başkanlıkları / Müdürlükleri sadece kadro doldurma birimleri haline gelmiş veya kurulmuş ancak hiçbir görevli olmadığı için tamamen işlevsiz halde durmaktadır.

COP27, ŞARM EL-ŞEYH

COP27, iklim krizine yönelik tüm çabaların merkezine insan ihtiyaçlarını koyan iddialı bir vizyon belirledi. COP27, dünyanın dikkatini su güvenliği, gıda güvenliği, enerji ve sağlık güvenliği de dahil olmak üzere her insanın en temel ihtiyaçlarına odaklamayı amaçlıyor. 6 Kasımdan 18 Kasıma kadar devam olan COP27 toplantıları Mısır’ın Sina yarımadasının en güneyinde, Kızıldeniz kıyısında bulunan Şarm El-Şeyh şehrinde tüm taraf ülkelerin katılımıyla başladı.

İki hafta sürecek olan iklim zirvesinde, iklim eylemi ve şeffaflığının tüm yönlerini kapsayan çok çeşitli etkinlikler yer alacak. Son 30 yılda elde edilen başarılar ve iyi uygulama örnekleri konuşulacak. COP27, Paris İklim Anlaşması'nın daha şeffaf bir şekilde uygulanmasının önünü açması planlanıyor.

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin 27. Taraflar Konferansı COP27, 6-18 Kasım 2022 tarihleri arasında Mısır'ın Şarm El Şeyh şehrinde başladı. Bu iklim değişikliği zirvesinde Türkiye'nin de etkin rol alması bekleniyor.


COP27'nin İLK ÖZET DERLEMESİ ŞÖYLE;

• BM Genel Sekreteri Antonio Guterres “Ayağımız gazda iklim cehennemine doğru son hız gidiyoruz” diyerek işin ciddiyetini anlatmaya çalıştı. Guterres, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında sera gazı emisyonlarını azaltmak, kömür kullanımını sona erdirmek, yenilenebilir enerjiyi artırmak ve zengin ülkelerin, savunmasız olanlara yardım etmesi için tarihi bir anlaşmayı hayata geçirme çağrısı yaptı.

• Mısır'da gerçekleştirilecek COP27'de sivil toplum katılımı iyice zorlaştırılmış görünüyor. Her hangi olası bir riski önlemek için sıkı bir eleme ve katılımı zorlaştırma yöntemleri denenmiş görünüyor.

• Şarm El Şeyh’teki büyük açılış toplantısı, 1,5 saat gecikmeyle 11:30 sularında başladı. Gecikmenin nedeni gündeme nelerin alınacağına ilişkin anlaşmazlıkta “kayıp ve zararların finansmanı” meselesi gibi görünüyor. Bu gelişmiş ülkelerin gelişmekte olan ve özellikle de az gelişmiş ülkelerin yaşadıkları iklim felaketlerinden dolayı açılan yaralarını sarması için finansman sağlaması anlamına gelen bir konu.

• Bu senenin COP başkanı Mısır Dışişleri Bakanı Sami Şükrü (Sameh Shoukry) oldu. Glasgow’da yapılan COP26’ya damgasını vuran Alok Sharma kendi başarılarını epey vurguladığı (Glasgow sayesinde 1,5 derece hedefimiz var artık dedi, örneğin) bir konuşmadan sonra görevi Şükrü’ye devretti. Şükrü açılış konuşmasında bunun bir “uygulama COP’u” olacağını söyledi. Açılışta ayrıca IPCC Başkanı Dr. Hoesung Lee konuştu ve özellikle adaptasyon finansmanının önemine vurgu yaptı.

• İngiltere Başbakanı Rishi Sunak geçen seneki COP’un ev sahibi eski başbakan Boris Johnson’un gideceğini haber aldığı için geldiği söyleniyor.

• Boris Johnson “Ben Glasgow'un ruhuyum” diyerek geçen seneki COP’un net sıfır iddiasını hatırlattı. Rusya’nın saldırısı ardından ortaya çıkan enerji krizi ile iklim eylemini ertelemeye çalışanlara yanıt, bir nevi.

İklim kriziyle mücadeleye büyük bir ivme kazandıran Paris Anlaşması’nın yürürlüğe girmesiyle COP toplantıları elde edilen kazanımlar, konulan hedefler bakımından daha da önem kazandı. Karar vericiler, uzun dönemli iklim değişikliği stratejilerini (LongTermStrategy) tartışacaklar.

TÜRKİYE HEYETİ COP27'DE

Katılımcı ülkeler arasında yer alan Türkiye daha temiz, sürdürülebilir bir çevreye ve toplumsal refaha fayda sağlayacak önemli adımlar atarken; uzun dönemli iklim değişikliği stratejisini, iklim krizi ile mücadelede fikir ve çabalarını dünyayla paylaşacağını bildirdi.

NEDEN COP27 ŞARM EL-ŞEYH'TE..

Sina Çölü’nde, Kızıldeniz kıyısındaki kumsalın ve mercan kayalıklarının hatırına kurulmuş bu devasa tatil beldesi, sık sık uluslararası konferanslara da ev sahipliği yapıyor. İklim zirvelerinde 5 yılda bir başkanlık sırası Afrika bölgesine geldiğinden, bu kez Mısır ev sahibi. Daha önce sıra Afrika’ya geldiğinde Fas (Marakeş, 2001 ve 2016), Güney Afrika (Durban, 2011) ve Kenya (Nairobi, 2006) ev sahipliği yapmıştı. Ancak bu kez Mısır, önceki Afrika ev sahiplerinin aksine, 196 ülkeden gelen ve sayıları 45 bini bulan iklim değişikliği ülke delegelerini, uluslararası kuruluş temsilcilerini, gözlemcileri ve gazetecileri, 107 milyon nüfuslu ülkenin büyük şehirlerinden Kahire ve İskenderiye yerine daha sakin, tatil beldesi olan Sharm el Sheikh şehrini uygun görmüş.

Kahire’ye karayoluyla 500 kilometre ve sayısız kontrol noktası uzaklıkta bulunan Şarm El-Şeyh’te yerel bir sivil halk, turizm dışında meşgalesi olan bir yerel halk pek bulunmadığından ve tabii Kahire’den kalkıp gelmek isteyenlere de izin verilmediğinden, dünyanın her yerinden gelen iklim bürokratları, iklim değişikliği politika karar vericileri, uzmanları ve aktivistleri kendi aralarında toplanmış oldular.




İklim Değişikliği Başkanlığı Mısır'da

 2 hafta sürecek olan COP 27 toplantıları Mısır’ın Sharm El-Şeyh kentinde tüm taraf ülkelerin katılımıyla başladı.

 COP (Conference of Parties), Birleşmiş Milletler’in 1994 yılından bu yana iklim krizi ve küresel ısınmayla mücadeleye yönelik düzenlediği konferanslardır.

Paris Anlaşması, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) kapsamında, iklim değişikliğinin azaltılması, adaptasyonu ve finansmanı hakkında 2015 yılında imzalanan, 2016 yılında yürürlüğe giren Anlaşmadır. Ekim 2021 itibarıyla, Türkiye dahil olmak üzere BMİDÇS'nin 194 üyesi anlaşmaya taraftır.

COP27'deki tartışmalar, yıkıcı sel baskınları ve benzeri görülmemiş ısı dalgaları, şiddetli kuraklıklar ve zorlu fırtınalar görülen bir yılın sonlarına doğru başlıyor, bunların hepsi, ortaya çıkan iklim krizinin açık göstergeleri. 

Aynı zamanda, dünya çapında milyonlarca insan, şiddetli jeopolitik çatışmalar ve gerilimler tarafından ağırlaştırılan enerji, gıda, su ve yaşam maliyeti alanlarındaki eşzamanlı krizlerin etkileriyle karşı karşıyadır. 

Mısır COP27 Başkanlığı, iklim değişikliğine yönelik küresel çabalarımızın merkezine insan ihtiyaçlarını koyan bu COP için iddialı bir vizyon belirledi. Başkanlık, dünyanın dikkatini su güvenliği, gıda güvenliği, sağlık ve enerji güvenliği de dahil olmak üzere her yerdeki insanların en temel ihtiyaçlarından bazılarına hitap eden kilit unsurlara odaklamayı amaçlıyor.

6-18 Kasım tarihleri arasındaki bu iki haftalık toplantıda, iklim eylemi ve desteğinin şeffaflığının tüm yönlerini kapsayan çok çeşitli etkinlikler yer alacak. Son 30 yılda elde edilen başarıları ve en iyi uygulamaları konuşacak ve Paris Anlaşması'nın Gelişmiş Şeffaflık Çerçevesinin (ETF) tam olarak uygulanmasının önünü açacak.

İklim kriziyle mücadeleye büyük bir ivme kazandıran Paris Anlaşması’nın yürürlüğe girmesiyle COP toplantıları elde edilen kazanımlar, konulan hedefler bakımından daha da önem kazandı 

 Bu yıl 6-18 Kasım tarihleri arasında Mısır’ın Sharm El-Şeyh kentinde düzenlenen COP27’de, katılımcı ülkeler #uzundönemliiklimdeğişikliğistratejilerini (UDİDS) (#longtermstrategy #LTS) tartışacaklar.

Katılımcı ülkeler arasında yer alan Türkiye daha temiz, sürdürülebilir bir çevreye ve toplumsal refaha fayda sağlayacak önemli adımlar atarken; uzun dönemli iklim değişikliği stratejisini, iklim krizi ile mücadelede fikir ve çabalarını dünyayla paylaşacak!


Bahçede Doğru Çapalama Nasıl Yapılmalıdır?

 Çapalama

Toprağı her işlediğimizde -örneğin çapalarken ya da ekerken- kozmik güçler toprağa girebilir ve bitkinin büyümesini olumlu ya da olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle, seçtiğiniz bitki türünün özelliklerine göre, bu tür işleri yapmak için en iyi zamanı seçmek çok önemlidir. Eğer kötü hava koşulları bizi en uygun günleri kullanmaktan alıkoyarsa, yaklaşık dokuz gün daha bekleyip ayın aynı trigona ait bir burca girdiği günü değerlendirmeliyiz. Eğer çapalama uygun olmayan günlerde yapılırsa, iyi bir ekim ya da şaşırtma gününün olumlu etkisi zayıflar. Yani çapalama ve bakım işleri, ekim sırasında egemen olan etkiler altında yapılmalıdır. Örneğin, marulun hem ekimi hem de çapalanması yaprak günlerinde yapılır. Yaklaşık 3 santimetreden daha derin çapalamamalıyız. Bu, havanın yüksek nitrojen içeriğinin, toprağa girmesi için yeterlidir. Toprağın uygun sonbahar çapalaması yapıldıktan sonra nitrojeni toprak elementine ‘bağlayacak’ yeterli miktarda bakteri toprakta bulunacaktır. Deneyimlerimizin gösterdiği kadarıyla, çapalama hafif bir ‘gübreleme etkisi’ gösterir.  

Çapalama, genellikle ekim için seçilen günlerde yapılmalıdır. 

Çapalama yaparken günün doğru zamanından da yararlanılabilir. Sabahleyin toprak nefes verir ve eğer toprağımız nefes vermek için fazla nemliyse, bu zamanda çapalayarak fazla neminin bir kısmını dışarıya vermesine yardımcı olabiliriz. Akşamleyin toprak nefes alır ve bu nedenle fazla kuru olan toprağın atmosferden nem almasına yardımcı olmak için bu zamanda çapalama yapabiliriz.

Çapalamanın etkilerini denediğimizde şu sonuçları elde ettik:

•  Kök günlerinde çapalamak nitrojen bağlanmasını destekler.

•  Yaprak günlerinde çapalamak kalsiyum işlemlerini faaliyete geçirir

•  Çiçek günlerinde çapalamak potasyum ve fosfor faaliyetlerini geliştirir.

•  Meyve günlerinde çapalamak kükürt işlemlerini faaliyete geçirir.  


Kök günlerinde ekilen bitkiler

Bu tür bitkilerin esas ‘meyvesi’ köklerinde oluşur. Bunların içinde kereviz, şalgam, havuç, yabani havuç, turp, pancar, iskorçina ve kök maydanozu sayılabilir. Bu sebzeler kök günlerinde ekildiklerinde en fazla verimi verirler ve en iyi şekilde saklanırlar. Bu soğan, patates ve sarımsak için de geçerlidir.

Yaprak günlerinde ekilen bitkiler

Bu gruba dahil olanlar arasında çoğu lahana türü, alabaş (kohlrabi) ve karnabahar vardır ama brokoli yoktur (bir çiçek bitkisidir). Marullar, kuzu marulu, bostan hindibası, yabani hindiba, ıspanak, kuşkonmaz, rezene ve çimen bu sınıfa girer. Maydanoz ve uçucu yağlar içermeyen yaprak bitkileri de bunlara dahildir.

Meyve günlerinde ekilen bitkiler

Bu grup, tohum meyvelerini hasat ettiğimiz tüm bitkileri içerir: fasulye, bezelye, mercimek, soya, darı ya da mısır, domates, biber, her tür kabak ve hıyar. Aynı zamanda, yazın ya da kışın ekilen tüm tahıllar ve hububat da bu gruba dahildir. 

Çiçek günlerinde ekilen bitkiler

Bu grupta çiçekleri önemli olan bitkiler bulunur: çiçekler, soğanlı bitkiler, brokoli, birçok şifalı bitki ve bizim biyodinamik gübre ‘karışımlarını’ hazırladığımız bitkiler. Bu tür bitkilerin tohumlarını çiçek günlerinde ekmenin yanı sıra her türlü bakım işleri de (çapalama vb.) yine çiçek günlerinde yapılmalıdır.

Mesela, aysberg marulu yaprak bitkileri ailesindendir. 


Kendi Tohumunu Yetiştirme

Tohum

İyi tohum hasat etmek için kaliteye özel ilgi göstermek gerekir. Tohum, mantar enfeksiyonuna hedef olmadan sağlıklı bir şekilde büyüyebilecek kapasitede ve meyve ve tohum verme aşamasına ulaşacak güçte olmalıdır. Yediğimiz bitkilerin bir çoğu, eğer yeni tohumlar yetiştirmek istemiyorsak, herhangi bir tohum oluşmadan önce yediğimiz tam bir ‘organa’ sahiptir.

Eğer tohum hasat etmek istiyorsak, bunu özellikle iyi birer ‘meyve’ yapmış olan bitkilerden almaya dikkat etmeliyiz. 

Kendi tohumunuzu yetiştirmek - örnek olarak marul

1. Ekim için en iyi zaman bir yaprak günüdür.

2. İyi, sıkı bir göbek oluşana kadar bütün çapalama işleri yaprak günlerinde yapılmalıdır.

3. Marul hasada hazır hale gelince, tohumların güçlü ve sağlıklı gelişmeleri için bütün çapalama meyve ve meyve/tohum günlerine kaydırılmalıdır.

4. Tohumlar bir yaprak gününde hasat edilmelidirler; bu yeni marul bitkilerine, bir sonraki sene marul göbekleri oluşturmakta avantaj kazandırır.

Örneğin: eğer tohumlarımızı daha önce iyi sıkı bir göbek oluşturmamış bir kıvırcık marul bitkisinden alırsak, bu tohumlardan yetişecek bitkiler de iyi marul göbekleri oluşturamazlar. Kıvırcık marulun ekimi ve çapalanması yaprak günlerinde yapılmalıdır. İyi bir göbek oluştuktan sonra çapalamayı meyve ve meyve/tohum günlerine kaydırarak bitkinin güçlü ve sağlıklı tohumlar oluşturmasına izin vermeliyiz. Ama bu tohumların bir sonraki yıl iyi birer kıvırcık marul göbeği oluşturmasını istediğimiz için hasadı bir yaprak gününde yaparız. Bu durum alabaş ve karnabahar için de geçerlidir.

Bir çok lahana, havuç, pancar, kereviz ve yem kökü türleri kışın depolanır ve tohumları bir sonraki yıl kullanılır. İlkbaharda şaşırtma ve çapalama işleri meyve ve meyve/tohum günlerinde yapılmalıdır. Tohumlar, bir sonraki yıl bitkinin hangi kısmı hasat edilecekse onunla ilgili günde toplanır -örneğin havuç için kök günlerinde. Eğer pancar, kereviz ya da şalgam ilk yılda tohuma kaçarlarsa, bunların tohumları ertesi yıl iyi ‘kök meyveleri’ vermez. Hıyar ya da domates gibi meyve bitkileri tohum almak üzere ekilirlerse, ekim işlemleri meyve/tohum günlerinde yapılmalıdır. Diğer bakım işleri meyve ya da meyve/tohum günlerinde yapılabilir ve tohum yine meyve/tohum günlerinde toplanmalıdır. Eğer uygun günlerde ekmek olanaksızsa, en azından doğru günlerde çapalamaya özen gösterilmelidir. Bu ekim gününün olumsuz kozmik etkilerini bertaraf eder.



İklim Krizi Sadece Çevre Sorunu mu?

İklim krizi evet büyük bir çevre sorunu olmakla birlikte çevre sorunlarına bağlı birçok sorunu da ortaya çıkarmaktadır. Su ve atıksu sorunu tarım ve hayvancılığı tetiklemekte, çevresel kirlilik ise sağlık sorunları oluşturmaktadır. 

•   Enerji

•   Ekonomi

•   Yönetişim

•   Güvenlik

•   Sağlık

•   Barınma

•   İstihdam

•   Hammadde

•   Üretim & Sanayi

•   Ticaret

•   Ulaşım

•   Tarım & Gıda

•   Su kaynakları

•   Altyapı

•   Şehirler

•   Kalkınma & Sosyal refah

•   İnsan hakları

•   Çatışma

•   Göç

•   Eğitim

•   Cinsiyet eşitliği

•   Gençlik

                            Sizin düşünceleriniz nedir? Yorumlarda yazabilir misiniz?


Bitkilerin Ekim ve Dikim Günleri Nasıldır?

Tohumun toprağa emanet edildiği an, en güçlü oluşumsal etkiye sahiptir. Bu nedenle, ekim için en uygun zamana karar vermek amacıyla, bitkinin hangi kısmını hasat edeceğimizi bilmeliyiz. Örneğin, eğer havuç tohumu ekeceksek esas önemli kısmı kökü olacağı için ekim işi bir ‘kök gününde’ yapılmalıdır. Uzun yıllar süren araştırmalarımız bitkileri dört geniş sınıfa ayırmıştır: kök bitkileri, yaprak bitkileri, çiçek bitkileri ve meyve bitkileri.


Kök günlerinde ekilen bitkiler

Bu tür bitkilerin esas ‘meyvesi’ köklerinde oluşur. Bunların içinde kereviz, şalgam, havuç, yabani havuç, turp, pancar, iskorçina ve kök maydanozu sayılabilir. Bu sebzeler kök günlerinde ekildiklerinde en fazla verimi verirler ve en iyi şekilde saklanırlar. Bu soğan, patates ve sarımsak için de geçerlidir.

Yaprak günlerinde ekilen bitkiler

Bu gruba dahil olanlar arasında çoğu lahana türü, alabaş (kohlrabi) ve karnabahar vardır ama brokoli yoktur (bir çiçek bitkisidir). Marullar, kuzu marulu, bostan hindibası, yabani hindiba, ıspanak, kuşkonmaz, rezene ve çimen bu sınıfa girer. Maydanoz ve uçucu yağlar içermeyen yaprak bitkileri de bunlara dahildir.

Ispanak, yaprak günlerinde ekilen bitkiler diğer günlerde ekilenlerden yaklaşık %30 daha fazla ürün verirler.

Meyve günlerinde ekilen bitkiler

Bu grup, tohum meyvelerini hasat ettiğimiz tüm bitkileri içerir: fasulye, bezelye, mercimek, soya, darı ya da mısır, domates, biber, her tür kabak ve hıyar. Aynı zamanda, yazın ya da kışın ekilen tüm tahıllar ve hububat da bu gruba dahildir. 

Çiçek günlerinde ekilen bitkiler

Bu grupta çiçekleri önemli olan bitkiler bulunur: çiçekler, soğanlı bitkiler, brokoli, birçok şifalı bitki ve bizim biyodinamik gübre ‘karışımlarını’ hazırladığımız bitkiler. Bu tür bitkilerin tohumlarını çiçek günlerinde ekmenin yanı sıra her türlü bakım işleri de (çapalama vb.) yine çiçek günlerinde yapılmalıdır.

Bazı Kök bitkileri 

  • Havuç
  • Pancar
  • Turp
  • Kereviz
  • Soğan
  • Sarımsak
  • Patates

Yaprak bitki Örnekleri

  • Lahana ailesi
  • Beyaz lahana
  • Alabaş
  • Karnabahar
  • Marul
  • Kuzu marulu
  • Yabani Hindiba
  • Ispanak
  • Maydanoz
  • Çimen

Çiçek bitkileri 

  • Kesme çiçekler
  • Soğanlı çiçekler
  • Şifalı bitkiler
  • Brokoli
  • ‘Karışım’ bitkileri

Meyve bitkileri 

  • Bezelye ve fasulye
  • Mercimek
  • Domates
  • Çilek
  • Meyve çalıları ve meyve ağaçları 


Plastik Kirliliğine Çömlek Çözüm Olabilir mi?

Artan Plastik Kirliliği ile Plastik Yemeye Devam Ediyoruz

Plastik kirliğine karşı bir çok çözüm önerileri gelse de yaygınlaşması ve çözüm önerilerinin bir ekonomik boyutu Sürdürülebilirliğine engel olmakta.

İklim Okulu Uzmanlarından Çevre Mühendisi ve Sanatçı Süleyman Çetin; "Çömlek sanatının plastik sanayine hem ekonomik

Plastik Atıklar İthal Edilmemeli

Plastik sanayicileri hammaddeleri plastik olduğu için ithalat konusunda lobicilik yaparak baskı kursa da, ithalat maalesef

Toprak Ürünler Geri Dönüştürülebilir

Toprak sanatı olarak da bilinen çömlekçilik sanatıyla yapılmakta. Plastik gibi her ürün yapılamasa da bir çok ürün çömlek kilini şekillendirerek yapılabilmektedir.

Plastik Kirliliği Midemizde Bile Tespit Edildi

Gıda ürünlerinde de kullanılan plastik, sıcak çay bardağı, asitli içecekler ve yemek kaplarında kullanıldığından eriyerek mikro plastik olarak vücudumuza girmekte. Bu nedenle kanser gibi bir çok hastalık insanlarda sık görülür hale geldi.

Plastik Kirliliğinin neden ve sebeplerini biliyor musunuz?

  • Her yıl yaklaşık 5 trilyon plastik poşet üretiliyor ve her yıl yaklaşık bir milyar kuş  ve memeli hayvan plastik atıkları sindirdiği için hayatını kaybediyor.
  • Plastik kirliliğinden etkilenen canlı türü sayısı yaklaşık 400’dür.
  • 1950’den bugüne 8.3 milyar tondan fazla plastik üretildi ve bu plastiklerin %60’ı atık sahalarına veya doğrudan çevreye bırakıldı.
  • 2015 yılı itibarıyla 6300 ton plastik atık ortaya çıktı ve bu atıkların yalnızca %9’u geri dönüşüme uğradı. 
  • Önlem alınmadığı sürece, plastik atıkların 2050 yılına kadar 56 milyar ton karbon salımına sebep olacağı tahmin ediliyor.
  • Deniz balıklarının hemen hemen yarısının midesinde mikroplastik partiküller bulunmaktadır.
Sürdürülebilir bir  dünya için;  "Plastik kirliliğine hayır!" demeliyiz.

Plastik kirliliğinin etkisini ortadan kaldırmak  adına,  plastikler ile aramızdaki sosyal mesafeyi korumalıyız.